‘diyarbakır’ olarak etiketlenmiş yazılar

GÜNGÖREN ÜZERİNE

Cumartesi, 02 Ağustos 2008

27.07.2008 Tarihinde İstanbul Güngören’de “hepimizi yıkan” acı bir olay meydana geldi. Mazlum insanlara yönelik yapılan saldırının bilânçosu ağır oldu; “17 ölü 154 yaralı”.

Saldırıda yaşamını kaybeden ”kardeşlerimiz” neden öldürüldüklerini bilemediler! Çevre sakinleri, kimin “canlarına” kast ettiğini anlayamadılar.

Hepimizin yüreği parçalandı. Üzüldük, kahrolduk, “bir şeyler yapmanın zamanı gelmedi mi artık?” diye “isyan edenlerimiz oldu. Velhasıl “ateş düştüğü yeri” yaktı.

Güngören! Belki de gelecek yıllarda “yüreğimizi yakacak ağıtlar, Türküler” söylenecek üzerine!

Belki de kısa bir zaman diliminde unutulup yitecek! Ama kim unutursa unutsun, yakınlarının unutmayacağı KESİNDİR! Zira yaşamları “keskin” bir viraja girdi artık. Eskisi gibi “sıradan” düşünemeyecekler! Bir KOR düştü içlerine ki; söndürülemeyecek CİNSTEN!

Her gelen bir şeyler söyledi, yazdı, çizdi. Hedefler gösterildi; “haydi yürüyelim!” diye.

Heyecan doruktaydı. Ama evet! Evet, yürümek gerekti bir yerlere.. Haykırmak, içimizde ki enerjiyi, KİNİ, öfkeyi kusmak gerekti! Yüreğimizden gelen o HALK SEVERLİK ve BAĞLILIK (hazır harekete geçmişken!) ve hazır duman yükselmişken “yellemek” gerekti o ateşi! Parlasındı artık. Meydanlar kucak açmış hali hazır! Gün vuruşmak günüdür! Gün İNTİKAM alma günüdür!

Ama kime karşı? Neye karşı? Akıllar tümden durmuş ya! Biz düşünemez bir hale geldik ya! Hani bir de bizler samimi “vatanseverleriz ya” ! Önemli değildi bizim ne düşündüğümüz. Zira yerlerimize DÜŞÜNENLER var ya!

En kahredici görüntüler sunuldu sofralarımıza. Kalemler yazarken, boyunları büküktü. Herkes görebiliyordu! Gözyaşı döküyordu adeta. Ortalık basın ve yayının “kalemlerinden dökülen salya sümükten” geçilmiyordu!

Ah Diyarbakır! Ah Ankara! Ve Ah Güngören!!!

Aydınlık bir şafağa hasretken yürekler, giz bir karanlıkta vuruldular! İHANET! İhanet ki, her “kardeşliğe” hasret olduğumuzu hatırladığımız bir zamanda ansızın türeyiverir! Öz değerlerimizi LİNÇ ederken, biz şaşkın bakışlarla seyrededururuz.

Gördünüz mü kardeşler o hain elleri? Nasıl da merhametsiz pusuya yatmış! Bir gece karanlığında, gündüzlerimizi elimizden almış da gidiyor!

Göremedik GÜNGÖREN! Göremedik zalimi bir alacakaranlık vaktinde.. Yarasa kuşamlılar seni katletmek için seferber olduklarında, bilemedik!

Eller bir karanlıkta ortaya çıktı, yine bir karanlığa gömülü verildiler. Hemen ertesi “güdümünde olduklarımız!” hedefi belirlediler! Sağ olsunlar!!! İleri! Dediler.

KADERDE VARMIŞ Güngören!

Ama bir gerçek var ki, gittiğiniz yer, geleceğimiz yerdir!

Lakin AND olsun ki!

YEMİNLER olsun ki!

Bizler sana İHANET ETMEYECEĞİZ!

Biliyoruz ki başımıza gelen HER İLLET, kardeşlik bağlarımızı kopardığımız içindir!

Ne zoruma gidiyor bir bilseniz! Ama kızmayın! Darılmayın! Yitip gitmenize değil! Yanımızdayken siz, sarılamadık adamakıllı! Doyamadık kardeşliğimizi BİRLİKTE YAŞAMAYA! Oysa oturmuş ardınızdan gözyaşları döküyoruz! 

Ama; peşini bırakmayacağız bu işin..

Hiç bir şey eskisi gibi olmayacak artık! Eskisi gibi KİN VE DÜŞMANLIK ile olmayacak. Bozacağız düzenlerini ZALİMLERİN! Parçalanmamamızdan medet umanları gömeceğiz yakında tarihin ÇÖPLÜKLERİNE!

Biz kişileri DİLLERİNDEN ve KALEMLERİNDEN de tanırız GÜNGÖREN!

Satılık kalem sahiplerine aşinayız! Satılık DİL sahiplerine olduğu gibi!

ELBETTE BİRGÜN KALEMLERİNİ DE KIRACAĞIZ, DİLLERİNİ DE KESECEĞİZ GÜNGÖREN!

İHANETİN BEDELİNİ GÖRECEKLER GÜNGÖREN!

admin